Rosé’nin Prenses’liğini ilan Ettiği Bölge: Provence Bağları ve Cassis

in Yazılar by

Provence Bölgesi pek çok açıdan yazılabilir ama oluşturacağım yazı dizisinde bu bölgenin markası haline gelmiş “rozé”lerine ufaktan eleştiri getirerek gezebildiğim 3 şarap bölgesine değineceğim. Son yazımı ise Provence coğrafyasının büyük bir etkisinin olduğu empresyonizm ve Cezanne’a ayıracağım. Bu süreçte öğrendiklerimi hatırlıyorum ve bu bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.

İlk olarak Provence şaraplarına bir bakalım: Bölge, Nice’ten başlayarak (Bellet’ten) kıyı şeridi boyunca Rhone Deltası‘na kadar devam ediyor. (Les Baux-de Provnce bölgesinde bitiyor)Uzun bir bölge ama açıkça söylemek gerekirse potansiyeli olmasına rağmen biraz arka planda. İklim, toprak farklı denemelere oldukça elverişli. Akdeniz iklimi her sene buraya 3000 saat güneş ışığı taşıyor ve mistral rüzgarların etkisi atındaki bölgeye yağmur pek uğramıyor.  Şarap üretimi için bu istenen bir durum; çünkü fazla yağışın üzümü çürüten bir etkisi var, özellikle hasat zamanına yakın hava durumu ve yağış çok önemli bir hal alıyor. Hava hem çok sıcak olmamalı hem de üzümler fazla yağış almamalı. Şiddetli bir yağış örneğin, bağ bozumuna hazır üzümleri suyla şişirebilir ve yapıyı bozabilir. Benim de yeni öğrendiğim bir bilgi; Asmalar fakir toprakları tercih edermiş ve bu yüzden şarap üretilecek bölge orta kuraklıkta ve orta derecede besine sahip olmalı. Provence bu duruma oldukça uygun bir yapıda. Mistral rüzgarlar ise bölgenin hem şansı hem şanssızlığı çünkü bu rüzgarlar çoğu zaman şiddetli fırtınaları da bölgeye taşıyor ve üretilecek olan şarapların en büyük tehlikesi bu şiddetli fırtınalar. Kuru ve uzun sıcak dönemler, özellikle ilkbahar ve sonbahardaki sert rüzgarlar tarafından sekteye uğruyor, bölgeye yeterli yağmuru getiriyor ama bazen tarımı da olumsuz etkiliyor. Bununla birlikte Provence’ın şarap bağları ufak ufak ama sayısı fazla. Bu nedenle pek çok apelasyon var. Her bir bölgeye ait ayrı bir apelasyonun varlığı bir dezavantaj bana göre, çünkü hangi üzümün nerde yetiştiğini bulmak ve anlamak oldukça zorlaşıyor. Seçilen şarabı tanımlamak ve ne olup olmadığını anlamak için Provence’ta ya üreticiyi ya da spesifik olarak bölgeyi iyi tanımak gerekiyor. Mesela bu gezi sayesinde ancak 4 tane bölge tanıyabildim, yani bu konuda oldukça uzman olamadıktan sonra Provence şaraplarının karakteristiği, adı, sanı, kütüğünü çözmek oldukça zorlaşıyor. Ne var ki, Provence şarapları içerisinde kendini belli eden ve varlığını ispat etmiş 4 küçük apelasyonu sayabiliriz. Bandol, Bellet, Cassis ve Palette. Bölgenin en önemli apelasyonu ise “Les Cotes-de-Provence”.

Cassis Limanı ve Cassis’in ünlü kayalıkları uzakta görülen “Calanque'”

Fransa’nın en eski apelasyonu ve Provence’ın beyazları ile ünlü bölgesi Cassis ise Marsilya’nın güney doğusunda bir sahil kasabası ve günümüzde özellikle Avrupalı turistlerin oldukça rağbet gösterdiği bir yer. Ben, Cassis ve buraya yakın Bandol’a bir gün ayırabildim. (Bir gün ise daha küçük bir bölge olan Ste Victoire’ı gezebildim.) Şarap turunda bize eşlik eden rehberin anlattığına göre turizmin gelişmesi, şehirleşme gibi olgular bu bölgenin şarapçılığını olumsuz etkiliyormuş. Her ne kadar yerel üreticilik anlamında eskiye dayanan bir gelenek varsa da bu bölge şarap konusunda yavaş yavaş ön plana çıkmaya başlamış. Örneğin, Ste. Victoire turunda tanıştığım yaşlı bir çift Kansas’tan kalkıp Provence’a gelmişler, gelmişken “duydukları” şarap rotalarını da geziyorlardı. Bölge elbette ki Bordeaux ve Bourgogne Chateaux’larının oluşturduğu atmosfer kadar görkemli değil. Daha kendi halinde bir üretimi benimsemişler. Bir de şöyle bir kanıya vardım, pek de “dünyaya oynamaya” çalışmıyorlar galiba. Şarap üretimi ve üzüm yetiştiriciliğ anlamında bu bölgeler elverişli olsa da Fransa’nın diğer şarap bölgeleri ile yarışamıyor şu an için. Provence kendini “rosé” üretimine ve “cepage” şarapçılığına[1] dayamış durumda. Her ne kadar iyi kırmızı şaraplar üretebilecek potansiyeli olsa da apelasyon kuralları gereği üzümler genelde kırmızı için ya cepage’a ayrılmış ya da tabir-i caizse en basit haliyle rosé için “heba oluyor.” Burada üreticiler bu yolu tercih ediyor çünkü Provence, bir şekilde rosé’leri ile “marka olmaya” çalışıyor, daha doğrusu bu “Provence rosé”si (“Rosé de Provence” istedikleri bir marka değeri yani) titre’ini istiyor gibi. Hal böyle olunca tüm Provence rosé ile anılıyor ki ben de bu bölgeye gitmeden bu hikayeyi bilmiyordum. Oysa beyazları bir Alsace kadar olmasa da iddialı ve yıllandırılmaya da müsait. Provence şaraplarının %96’sını kapsayacak şekilde 3 temel apelasyonu var: L’appelation Côtes de Provence, l’appelation d’Aix-côteaux en Provence ve l’appelation côteaux Varoİs-en Provence. Bu temel apelasyonlar dışında küçük bölgelerin kendi apelasyonları var. Çok karışık ve katmanlı bir sistem hakim.

Provence’ın geleneksel şişesi

Provence’a has karakteristiği olan bir kırmızı veya üzüm çeşidi var mı diye merak edebilirsiniz. Evet var. Cassis’le hemen hemen aynı coğrafi özellikleri gösteren kardeş bölge, Bandol, Provence’ın yoğunlukla kırmızı üretilen tek bölgesi. Buranın (AOC Bandol) apelasyonu gereği “Mourvedre,” üzümü en az %50 olarak kullanılmak zorunda. Bandol ve Cassis, Provence Bölgesi’nin ilk apelasyona kavuşan ufak bölgeleri.

Her iki bölgenin de beyaz kireçtaşının etkin olduğu sert bir toprak yapısı var. Cassis, kuzeyden-güneyden, doğudan-batıdan dağlarla korunan bir bölge ve mistral rüzgarlarının tehlikeli etkisi buraya pek ulaşamıyor. Bu bölge, şarap apelasyonu sisteminin yaratıcısı, Baron Le Roy de Boisseau Marine’e göre, şarap yetiştirmek için en uygun bitki örtüsü “Garrigue[2]”e sahip. Yabani otlar, kokulu bitkiler ve çiçekler buranın bitki örtüsünü oluşturuyor ve bu örtünün karakteri, doğal olarak topraktan üzüme geçiyor. Yani bu bölgenin beyazları daha otsu (ıhlamur, rezene mesela) çiçeksi ve kokuları yapısında barındırıyor. Zaten Cassis beyazları burunda sanki çiçek kokluyormuşuz hissi veriyor.

Cassis, Appellation d’Origine Protégée (AOP) adıyla 1936 yılında 12 üreticinin içinde bulunduğu apelasyona kavuşuyor. (215 hektarlık bir bölgeyi kapsıyor ve senede 7500 hl üretiliyor) Cassis apelasyonu Provence’ın ve Fransa’nın en eski apelasyonu ve Provence’ın beyaz’larına ev sahipliği yapıyor. (%80, %5 kırmızı, %20 rosé.)Yanlış anlamadıysam, dünyada az bir yerde devam eden “üzümlerin elle toplanması” tekniği burada hala devam ediyor.

Cassis apelasyonuna göre üretilecek beyaz şarapta en az % 60 Marsanne ve aynı oranda Clairette kullanılmalı. Yeri gelmişken bu iki temel üzümün karakterinden de konuşalım: Marsanne’ın yapısında yasemin, lavanta ve bal aromaları öne çıkıyor, pek tek olarak kullanılmıyor ama kendi yapısına benzer üzümlerle cepage’ları tamamlıyor. Provence’ta oldukça “popüler” bir üzüm ve burada grenache, rolle (vermentino) ile süper 3’lü oluşturuyorlar. Clairette de hemen hemen aynı özelliklere sahip. Gövdeli ve Marsanne’a göre asit oranı daha düşük. Bu nedenle bu üzüm tek başına pek bir şey ifade etmiyor. Güney Fransa dışında Güney Afrika’da da kendine gelişim alanı buluyor. Cassis’in bu  iki temel üzümü, yağmur tarafından ıslanmayı pek sevmeyen bir toprak yapısını benimsiyor. Bundan dolayı en iyi Provence coğrafyasında yetişecek alan bulabiliyor. Bu üzümden farklı olarak Pascal, Sauvignon Blanc, Terret de Blanc, Ugni Blanc ve Rolle (İtalya’daki ve daha çok bilinen adıyla Vermentino)bu bölgede kullanılan diğer üzümler. Cassis’te Cinsault, Grenache and Mourvèdre üzümlerinin harmanıyla az miktar roze ve kırmızı da üretiliyor ama kaale almasak da olur.

Cassis yolunda ben 🙂
Cassis yollarında Eda 🙂

Koku alanında çalışan arkadaşım Eda ile ilk gün, Cassis apelasyonu içinde yer alan üretici “Chateau de Fontcreuse”i ziyaret ettik. Üreticiye ait 2010 ve 2016 yılına ait iki beyaz denedik. 2010 yılına ait 2 sene meşe fıçısında bekletilmiş beyazda apelasyon gereği, Clairette ve Marsanne karışımı ve çok az da Ugni Blanc ve Rolle üzümleri kullanılmış. Burunda ilk başta bal ve portakal aromalarını hissettik ama belki hiç alaksı yoktur. Çiçeksi veya ot kokuları ise ikinci şarapta daha ön plandaydı. Zamanla bu çiçeksi, otsu, (bitkimsi) aromalar kendini daha “olgun” aromalara bırakmış, ballı ve portakallı yoğun bir cheesecake tadında gibi hissettim ilk anda. Yoğun, yağlı, ballı, karamelli profiterol gibi de düşünülebilir. Rengi de aynı o profiterolün tepesinden akmış bir bal renginde. Yani ben bu şekilde zihnimde imgeleyebildim. İkinci şarap ise çiçeksi bir parfüm hissi alabileceğiniz bir yapıdaydı. Sanki çiçeksi notaların ön planda olduğu bir parfüm kokluyormuşsunuz gibi düşünebiliriz. Provence coğrafyası aslında lavantaları ile ünlü, bununla birlikte zeytin, sabun ve kendine has ot’ları var. (Kekik, biberiye, vb.) Coğrafyanın getirdiği bu özellik doğal olarak şarabın hem kokusuna hem aromasına işlemiş durumda. Kokulu çiçekler, yeşil otlar, (Fransızca’da herbs diye geçiyor: kekik, biberiye, ardıç vs) yıllandırılmamış şaraplarda ilk hissedilen notalar. Bu şarapın dokusunda veya renginde herhangi bir yoğunluk sezmedim açıkçası. Ayrıca Cassis beyazları genelde alt fotoğrafta gördüğünüz şişelerde karşımıza çıkıyor, ben çok şık buldum açıkçası.

Evet, Provence şaraplarına bir giriş olarak düşündüğüm ve ayrıca Cassis Bölgesi’ne değindiğim bu ilk yazıda diyeceklerim bu kadar. Bu bilgilerin çoğuna, turda Fransızca anlatılanlardan çevirerek ve daha sonra kendi kaynaklarımdan araştırarak ulaştım. Yanlış veya eksik bilgiler varsa şimdiden kusuruma bakmayın. Haftaya Provence’ın önemli bölgesi Bandol’a ve küçük bir bölge olan Ste Victoire’a değineceğim. Sonraki yazı ise sürpriz olsun.

Not: Yazıda o kadar apelasyon dedim dedim durdum da “nedir bu ya diyenler” için bir açıklama getireyim: Apelasyon aslında bir düzenleme ve kurallar silsilesi ve bir bakıma şarap alanında bir iktidar biçimi diyebilirim. Bölgeler, parseller, hangi üzüm cinsi, ne kadar kullanılacak, hangi yöntem kullanılacak ve daha bir çok ölçüt belli bir kural ve düzenlemeye göre belirleniyor. Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı üreticilerin ve bölgelerin aldığı farklı kararlar ve ölçütler var. Apelasyon’lar ilk oluşturulduğu gibi kalabilir, her sene veya belli bir zamanda değişime de uğrayabilir. Bu tamamen ortaklaşa alınacak karara bağlı ya da kim bu gücü elinde tutuyorsa onun insiyatifinde. Bu ölçütler, seçeceğimiz şarabın hangi bölgeden geldiğini, hangi cins üzümden ne kadar kullanıldığını, üreticisini veya geldiği yerin coğrafyasını tanımlar. Bir bakıma etiketidir. Biz de bu “etikete” (ölçüte) göre “aa bu buranın şarabı“, “aa bu şarapta şu üzüm cinsleri var,” “ooo bu “Chateaux” olmazsa hayatta içmem” diyerek ne içtiğimizi tanımış oluruz veya seçim yaparız. Mesela en ilginç olanı dünyanın en önemli ve ünlü şarap üreticisi (Chateaux deniliyor geleneksel büyük üreticiye) Bordeaux’daki Chateaux Margaux’un kendine özel apelasyonu. Yani tüm diğer chateaux’lara ve Bordeaux’taki tüm apelasyonlara meydan okurcasına buranın kendine has kuralları ve ölçütü bulunuyor. Oranın şarabını içiyorum demek için bu apelasyonu görmek yeterli. Ha bir de biraz para 🙂

 

 

 

[1] bir kaç farklı üzümün bir arada kullanılarak şarabı meydana getirmesi

[2] Akdeniz İkliminde nadir görülen bir bitki örtüsü. Akdeniz Bölgesi’ndeki kayalıkları ve burada yetişebilen doğal kokulu yabani otları (ardıç, kekik, biberiye, lavanta) tanımlar. Bunların bir toplamı, bütünü anlamında gelen bir kelimedir ve şarap üretimi için verimli bir araziyi tanımlar.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*